Hoşgeldiniz...

Kayan Zaman aslında hafif ve sıkıcı olmayan konuların işlendiği ama gönlünüze dokunan olay ve düşünceleri paylaşacağım bir köşe olacak. Kimi zaman yeni duyduğum bir konuyu, kimi zaman bir yeniliği, kimi zaman bir haberi paylaşcağım sizlerle.

Beraber bir yola çıkacağız buradan ve amaç varmak değil yol olacak..

18 Haziran 2015 Perşembe







İSTERSEN OLUR

Ne zaman dönüp geriye baksam orada onu görüyorum, her tökezlemeden önce, her şanssızlıktan önce, her aksi giden işte onu görüyorum, sinsi, ilgisizmiş gibi görünen, ben ne dedim yahu havasında uzaklara bakan, gözünün kıyısında küçümseyen bir bakışla, bir dudak büküş, bir soru işareti dolusu bakışla o hep orada, bendeki enerjiyi alıp eriten, planların birbirine girmesine sebep olan, tüm akışı bozan sinir bozucu varlığıyla BAY ŞÜPHE hep orada.

Başka birinin ürettiği bir duygu değil tabii ki, ama çözümü yanlış yerde aramamızın sonucu olarak "şüphe" her zaman "olağan şüpheli". Her girişim her yeni adım her yeni fikirle ilgili aklımıza getirdiğimiz her  olumlu düşüncenin bir de negatif kardeşi peydah oluyor ortalıkta. Bu tabii ki yaşamın akışı içinde artık hepimizin alıştığı bir durum ve üstelikte enerjimizin çoğunu bu şüphelenilen olumsuzlukların çözümüne harcayarak kendimizi hedeften sürekli uzak tuttuğumuz gerçeği hep ortada.

Ne ile ilgili olursa olsun artık şunu kabul edip kendimizle sulh olmamız gerek, evrensel düzen içinde biz ölümlülerin yapabileceklerinin de sınırı var, tabii ki çok çalışacağız, niyet edeceğiz, strateji geliştireceğiz, taktikler uygulayacağız ama çözümü dışarıda aramaktan vaz geçeceğiz, çözüm bizim zihnimizde, elimizden geleni yaptığımız konusunda kendimizle sulh olduktan sonra işi artık oluruna (aslında başkaları buna başka bir sürü isim veriyor) bırakarak gelen sonucu kabul edeceğiz.

Bu eylemlerimizin herhangi bir yerinde bir göz kırpışı kadar bir an bile kendimizden veya başkalarının bu işe katkısından şüphe edersek zaten gereken şifreyi girip olumsuz döngüyü başlatmış oluyoruz.

Ne biz ne de başkaları hiç bir şeyi yoktan var edemeyiz ve olacak bir şeyin de önünde duramayız, ne oluyorsa zaten olması gerektiği için bizi araç kılarak oluyordur. Bu düşünce ile barışsak belki tüm hayatımızda kendimize böylesi yükler yüklemekten vazgeçer ve daha olumlu bir düşünce kodlaması ile kendimizi mutluluğun ellerine bırakabiliriz.

Bu bir kerede varılabilecek bir menzil değil tabii, uzun süren bir egzersiz işi, ömrümüz boyunca kendimizden veya başkalarından şüphe ederek veya işin sorumluluğunu onlarda veya kendinde görerek yetişen “Sen” bir günde hop diye, tamam artık şüphe yok, evrensel dönüşe teslim oldum, artık pozitifim diye kendini kandıramazsın, bu bir sabır ve uğraşı işi, yabancı tabirle “mind set” değişmesi için alışkanlıkların değişmesi gerek, alışkanlıkları değiştirmek için önce davranışların değişmesi gerek, değişen davranışlar zaman içinde değişen tavırlara onlarda değişen inanışlara dönüşür.

Şüphe etmeden istersen olur….

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder