Hayatımızın farkına vardığımız ilk zaman kayması, dış dünya ile iletişimimizin yoğunlaşarak kendimizi terk etmeye ve ötekilerle iletişime geçerek evrende onlardan olmaya başladığımızda tüme ait bir zamana geçtiğimizde yaşanaır ama bu kaymayı ya hatırlamayız ya da bu bilincimizle idrak edemeyiz.
Güncel hayatımızda ise artık her saniyemiz her anımız zaman kaymalarından oluşuyor, iki bireyin bir birleriyle kurdukları tüm iletişim, her davranış aslında farkında olmadan bir diğerini ve diğerlerini farklı şekillerde etkileyerek onlara ait zaman algısında ve gerçeklik algısında değişimler yaratıp bütünün dinamik yapsına yön veriyor.
Bu nedenledir ki dünyada olan bitene verilen her reaksiyon aslında farklı gerçeklik ve zaman algılarından kaynaklanan farklara dayanmaktadır, eğer tepkiler ne kadar benzemeye başlarsa etkiler o kadar aynılaşmaya veya algılar o kadar aynılaşmaya başlamış yani birey olmaktan sürü olmaya doğru bir geçiş süreci yaşanmaya başmış demektir.
Günümüzün olgularına bu kadar aynı ve basmakalıp analizler yapıp bu kadar histerik ve adrenalin yüklü fikirler üretmenin ardında yatanda bu her bireyde olması gereken farklı algı temelinin toplumun çeşitli dinamiklerince yönetilemez bulunup aynılaştırma sürecine sokulmasından kaynaklanmakta. Bu ne tek başına yönetimler, ne tek başına güç sahipleri ne de adına toplum dediğimiz o soğan kabuğu gibi çok katmanlı yapının tek başına etkisiyle olmakta, hepsinin kendi korkuları ve kendi algıları nedeniyle ortak bir aynılaştırma sürecine verdikleri o sessiz destek bu sonucun mimarı.
Bu algıdaşlıktan bıkanların çeşitli "izm" ler ile adlandırılarak yine sınıflandırılarak bir başka aynılaştırma sürecine sokulup en azından takip edilebilir ve yönlendirilebilir topluluklar haline getirilmesi de aslında sistem adını verdiğimiz yapının temel taşlarında olan bir davranış biçimi.